2023’e damga vuran 6 garip gerçek! Beyni yok ama çarpa çarpa öğrendi

Derleyen: Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – 2023 yılı sona ermeden yılın ekonomi özetleri, magazin özetleri ve genel manada en’leri açıklanıyor. Hiç akla gelmeyecek bazı en’ler ve tekler de hayvanlar âleminden çıkıyor. 2023’e damga vurmuş bu hayvanlardan bazılarının yetenekleri insanlar alemine ‘pes’ dedirtecek nitelikte. Geleceğe, bilim dünyasına ışık tutan canlıların 2023 yılında kalplere dokunan hikâyeleri, akılalmaz zekâları son derece etkileyici. Denizanaları, intikamcı kuşlar, kabadayı örümcekler, çaresiz sinekler, kendini bilen balıklar ve özellikle 6 Şubat depremlerinde hepimizin kalbini kazanan afet köpekleri. Hayvanlar âlemine hoş geldiniz!

1- ‘BEYİNSİZ JÖLE’ HER ŞEYDEN DERS ÇIKARDI

Karayip kutu denizanası, denizlerde bir sağa bir sola giderken son derece sıradan ‘jölemsi’ bir canlı gibi görünüyor olabilir. Ancak 2023’te onu inanılmaz yapan, beyni olmadığı halde yaşadıklarından ders çıkarması ve gelişmiş öğrenme yeteneği oldu. Bir grup araştırmacının 22 Eylül tarihli bir dergide yayımlanan raporuna göre, yapılan deneyde bu hayvanların merkezi bir beyinleri olmamasına rağmen engelleri tespit etmeyi ve bunlardan kaçınmayı öğrendikleri ortaya koyulmuştu. Neredeyse tamamen şeffaf olan gövdelerinde, birkaç küçük organ ve yüzmelerini sağlayan kuyruklarından başka bir şey bulunmayan denizanaları tüm bu öğrenme yeteneklerini gözlerine borçlu. Karayip kutu denizanası, 24 gözden oluşan karmaşık bir görsel sisteme sahip. Kopenhag Üniversitesi tarafından açıklanan bu önemli keşif, hayvanların karmaşık düşünceleri işleyebilmesi için merkezi beyinlerin şart olduğu yönündeki önceki görüşlere meydan okur nitelikte. Doçent Anders Garm konuyu, ‘Bu hayvanların bu kadar hızlı öğrenmesi şaşırtıcı, gelişmiş hayvanlarla hemen hemen aynı hızda’’ diye aktarıyor.

Denizanalarının bilişsel kapasitesini görmek isteyen bilim insanları, bir Karayip kutu denizanasının doğal ortamını taklit etmek için silindir şeklinde bir tankı gri ve beyaz şeritlerle kapladı. Deneydeki gri şeritler, denizanasının bakış açısından ‘uzaktaki’ mangrov (gelgit sonucu oluşan haliçlerde, tuzlu bataklıklarda ve çamurlu kıyılarda sık ormanlar oluşturan bazı ağaç ve çalı türlerinin oluşturdukları ormanlar) köklerini temsil ediyordu. Araştırmacılar denizanasının başlarda sürekli bu şeritlere çarptığını keşfetti. Ancak bu durum 7,5 dakikalık bir sürenin ardından tamamen değişti. Denizanasının şaşırtıcı derecede kısa bir sürede, duvara olan ortalama mesafesini yaklaşık yüzde 50 oranında artırdığı ve duvarla teması yarı yarıya azalttığı gözlemlendi. Yani denizanası nereden geçmesi gerektiğini 7 dakika 30 saniye içinde öğrenmişti. Üstelik bu canlıların beyni olmaması durumu daha da karmaşık bir hale getiriyordu.

2- İNTİKAMCI KUŞLAR İŞ BAŞINDA

Şehir hayatı kuşlar için cehennem olabilir. Dünyanın dört bir yanında belediyeler, kuşların sokak lambalarına, binalara ve diğer yapılara tünemesini ya da yuva yapmasını önlemek için çeşitli önlemler alıyor. Ancak Avrupa’nın bazı bölgelerindeki ‘Pica Pica’ olarak bilinen Avrasya saksağanları ve leş kargaları (Corvus corone) kendilerine uygulanan yasakları bir fırsat haline getirdi. Kuşlar, kuş karşıtı dikenleri parçalayıp bunlarla yuva yapıyorlar. Bu sayede insanların onları engellemek için yaptıkları önlemleri delerek intikam alıyorlar. Hatta saksağanlar, yavrularına zarar verebilecek diğer cinsleri savuşturmak için insanların yaptığı gibi sivri çivileri ve dikenli telleri bile kullanıyor.

3- YOLLARI KESEN KABADAYI ÖRÜMCEK

Hayvanlar aleminde ormanların kralı aslan, kabadayısı da bir örümcek. Kosta Rika’da keşfedilen ‘yamyam korsan örümcek’ avını odun ya da ağaç gövdesi üzerine çekiyor. Literatüre girmiş Latince adıyla Gelanor siquirres, ağ kurmaya çalışan hiçbir şeyden haberi olmayan başka bir örümceğin yolunu kesmek için ipek bir iplik fırlatıyor. Sekiz bacaklı diğer örümcek, o andan itibaren yamyamın kurbanı oluyor. Kurban kurtulmaya çalıştıkça yamyamın ağına iyice gömülüyor. Kendi cinsinde bir hayvanı yiyen örümcek ise hem kabadayı hem de yamyam olarak biyoloji kitaplarına kaydediliyor.

4- KABADAYISI KADAR ÇARESİZİ DE VAR

Kar sinekleri, soğuk ve yüksek dağlarda yaşıyor. Ancak karanlık ormanlar ve sıfırın altında sıcaklıklarda yaşam savaşı veren bu sineklerin hayatta kalmak için gidebilecekleri tek yol, kendi kendini yok etmekten geçiyor. Bir grup birim insanı kar sineklerinin davranışlarını incelemek için bir deney yapmaya karar verdi. Araştırmacıların sıfırın altındaki sıcaklıklara maruz bıraktığı düzinelerce sinek, uzuvlarını kendi kendine kesti. Uzuvlar donmaya başladığında gerçekleşen bu olay bilim insanları tarafından, ‘Sinekler muhtemelen buz kristallerinin vücudun geri kalanına ulaşmasını engellemek için uzantılarını döküyorlar’ diye yorumlandı.

5- KENDİNİ BİLEN BALIKLAR

İnsanlık belki de ‘balık hafızalı’ tabirini ortadan kaldıracak olan Labroides dimidiatus türüyle 2023’te yeniden tanıştı. Beyin gücünün diğer balıklara oranla bariz şekilde üstün olduğu görülen solungaçlı dostumuz, aynada kendini tanıyabiliyor. Aynı zamanda farklı fotoğraflar arasından da kendi resmini tanıyabilen yüzücü, üstün zekâsıyla bilim insanlarını etkilemeyi başardı.

Bulgular, balığın kendi zihinsel bir görüntüsünü oluşturduğunu (insanların yaptığına benzer şekilde) ve öz farkındalığın hayvanlar aleminde, tahmin edildiğinden daha güçlü olabileceğini gösteriyor.

6- 2023 TÜRKİYESİ’NİN SÜPER KAHRAMANI

6 Şubat depremlerinin ardından dünyanın dört bir yanından arama kurtarma ekipleri deprem bölgesine akın etmiş, eğitimli köpekler de enkaz altında canlı bulma umuduyla aktif rol oynamıştı. Meksika’dan ekiplerle bölgeye gelip, Adıyaman’da enkazda canlıların yerinin tespit edilmesinde görev yaparken ölen arama kurtarma köpeği ‘Proteo’ da onlardan biriydi. Ancak köpeklerin insanlara fedakarca yardım etmesi gibi bilinen özelliklerinin yanında bilinmeyen ve tıp dünyasında devrim niteliğinde olabileceği tahmin edilen özellikleri de var. 

Ukrayna’nın Çernobil Nükleer Santrali çevresindeki radyasyonlu alanlar insanların giriş ve çıkışına kapalı olsa da, hayvanlar için böyle bir kural söz konusu değil. 1986’dan bu yana terk edilmiş bölgede yıllardır dolaşan yabani köpek sürülerinin, bölge dışında yaşayan benzer cins köpeklerden genetik olarak farklı olduğu ortaya çıktı. Güney Carolina Üniversitesi’nden araştırmacılar, yaptıkları çalışmada köpeklerin dünyanın en radyoaktif ortamlarından birinde nasıl hayatta kaldıklarını ve adaptasyon süreçlerini anlamaya çalışıyor. Araştırmacılar uzun süre radyasyona maruz kalmanın canlıların DNA’sını nasıl etkilediğini keşfetmeyi hedefliyor.

Araştırmada görev alan isimlerden genetik uzmanı Elaine Ostrander’in sözleri ise şöyle: “Bu köpekler nesilden nesile hayatta kalıyorlar. Üremek de dahil olmak üzere tüm vücut fonksiyonlarını yerine getiriyorlar. Bu canlılar radyasyonun üstesinden gelmeyi nasıl başardı? Bu sorunun cevabını bulmak bizim için çok önemli. Bunu gerçekten çok önemsiyoruz.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x